Afyon’da Seçim Anketi Sonuçları

Afyon’da Seçim Anketi Sonuçları

Şehir İçi Ulaşım Sistemi Algı Araştırması Sonuçları Yayınlandı.

Şehir İçi Ulaşım Sistemi Algı Araştırması Sonuçları Yayınlandı.

İLİMİZİN YILDIZ TAEKWONDOCULARI YARI FİNALDE

İLİMİZİN YILDIZ TAEKWONDOCULARI YARI FİNALDE

Yıldızlarda Çobanlar Birinci

Yıldızlarda Çobanlar Birinci

Büyükşehir Algı Araştırması Sonuçları Açıklandı

Büyükşehir Algı Araştırması Sonuçları Açıklandı

İftar sofrası mı, israf sofrası mı?
  • KenanÜzüm
    • Kenan Üzüm
    • kenanuzum@cobanlarhaber.com
    • 22 Temmuz 2013 - 12:13:17

İscehisarlı köylülerinin inatçı olduğu iddia edilir. Güya Nuh derler Peygamber demezlermiş. Birazda espri ile inatlık özellikleri yaşanmış olduğu söylenen hikâyeye bağlanır.

Hikâye şöyle efendim. Zamanın birinde İscehisarlı köylünün biri alır eline baltasını ve eşeğinin yedeğine düşerek ormana odun kesmeye gider. Eşeğine yüklediği odunu İscehisar’a getirip pazarda satacaktır. Aslında bu devamlı yaptığı iştir. Adamın geçim kaynağı yani. O günde yaptığı her zamankinden farklı değil. Neyse… Bin bir emekle kestiği odunları yükler eşeğine. Eşek deyip geçmeyin esas oğlanı oynuyor bu hikâyede. Köylü önde eşek arkada koyulurlar İscehisar yoluna…

Öte yandan yabancı olduğu her halinden belli olan birisi, otomobili arıza yapmış, biçare  yoldan araba geçmesini bekler. Ama nafile, sonunda eşeğiyle odun taşıyan adamla karşı karşıya gelirler. Tanışırlar, hal-hatırdan sonra saatlerdir araba bekleyen adam köylüden eşeğini kendisine satmasını ister. Beşyüz lira da anlaşırlar. Anlaşırlar anlaşmasına da köylü tutturur “iyi de odunum ne olacak” diye. Şehirli, tamam der, elli lira da odununa verdim. Köylü için iyi para. Eşek de odunda ederinin üstünde. Tamam der oda hevesle. Adam “iyi o zaman yık odunu buraya. Ben eşeğe binip gideceğim. Köylünün kafası karışmaya başlar. ”İyi de odunum ne olacak.”  Şehirli “Ben sana odunun parasını vermedim mi kardeşim, verdim. O zaman odunu indir.” Köylü hala laftan anlamaz. Köylü, ”Eşeğin parası da tamam, odunun ki de, ama ODUNUM NE OLACAK.” diye tutturur. Şehirli köylüye be adam bu ne inadım inat paranı aldın işte. Sana ne odundan. Odunu yık olduğu yere, eşeğimi de ver be kardeşim” der ama nafile.

Köylü hala tutturur ODUNUM DA ODUNUM DİYE.
Uğraşmayalım şimdi. Ben size gelin şehirden bir şeyler anlatayım. Hem de bu günden. Malum Ramazan ayındayız. Lüks otellerde kaça iftar edilir diye nette bir araştırdım. Hani haddimize değil de. Zenginin malı………    misali. Fiyatlar şöyle. Kişi başına iftar elli beş lira ile yüzaltmış beş lira arasında değişiyor. Dikkat edin bu rakamlar indirimli(!) ha. Bu bir paket menü. Yani masaya oturmadan diyelim ki yüz liralık paket menüyü seçtiniz. Her halükarda yüz lira ödeyeceksiniz.
Düşünüyorum. Ben bir ekmek yesem olsa olsa bir lira öderim. Onu da yiyemem zaten. Sonra bir çorba, yemek, tatlı falan yirmi liraya doyarım. Fazlası… Fazlası elbette menüde var. Ama ister ye ister yeme, sen parasını ver de, kalan yemek sorun değil.Dökülecek  bir çöp bulunur elbet. Hanım çocuklar falan dört kişi otursanız masaya, dört yüz liralık sofrada seksen lira yersiniz. O akşam sizin masadan çöpe giden yemek üçyüzyirmi lira, diyemezsiniz ki ben şu kadarıyla doyarım.Benim masama sadece bunları koyun.Olmaz. Hatta deseniz ki tamam dörtyüz lira vereyim ama masama fazlasını koymayın. Hayır iftar menüsü bu. Siz verin o parayı da istediğiniz kadar yiyin hiç önemli değil.

Biz DÖKECEK BİR ÇÖP BULURUZ.
Televizyonlarda son günlerde bir reklam oynamaya başladı. Marka vermeyeceğim. Ev eşyası pazarlayan bir firma. Diyor ki ev eşyalarını bizden yenileyen herkes çekilişsiz kurasız LCD ekran televizyon alacak. İyi de benim koltuklar eskise de halılar idare eder. Yatak odasını yenilesek iyi ama oturma odasını üç ay önce almadık mı. Olsun canım ne çıkar. Şimdi bunları yenilerseniz üste TV verecekler. Hele sen o firmadan evini yenile önceki eşyaların ne önemi var.
Siz KOYACAK BİR YER BULURSUNUZ.
Bulamaz mısınız? O da dert değil.
GETİRİN SİZİN EŞYALARINIZI BİZDEKİYLE DEĞİŞTİRELİM. Diyenler de var.
Ya bize ne oluyor. Bütün Avrupa kırizdeyken bizim çöpe atılacak ekmeğimiz olmamalı. Bu ülkenin birkaç tane sömürüsü var da benim haberim mi yok. Petrol mü bulduk. 1990’larda ve 2000”li yılların başında yaşadığımız krizler ne çabuk unutuldu. Çalışanların ve emeklilerin maaşlarının ödenmesi için IMF den borç almak zorunda kalmadık mı. Daha yeni kurtulmadıkmı bu borç sarmalından. ABD yönetimi bizim sefaretimize 800 milyon dolarcık için at cambazı muamelesi yapmadı mı?

O iftar sofrasında belkide anlamını hiç düşünmeden Allahın Ayetini okuyacak vatandaş duaya başlarken. ”Külüü veşrabüü velaa tüsrifüü innehüü la yühıbbül müsrifin.Yeyin, için ama israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” Yediğinin  dört mislini israf ederken bu ayeti okumak Allah’la alay etmektir. İsraf edilen o yemeklerin içindeki emeği görmezden gelmek, o emek sahiplerine köle muamelesi yapmaktır. Eğer hasbel kader o emek sahiplerinden birisi de kendinizseniz  parasını aldığı halde ODUNUM NE OLACAK diye emeğine sahip çıkan  köylü kadar akıl yok sizde.

İnatçı, kaba ve muhtemelen göbeğini de kaşıyan o köylü odununa sahip çıkarken, emeğine sahip çıkarken ve namusuna sahip çıkarken, asgari ücretlinin 15 günlük gelirini iftar masasında bir öğün için bırakacak şaşkınlara diyecek laf bulamıyorum. Sanat diye şehvet üreten bize benzemezlerin o köylüyü hakir görmeye hakkı olmamalı.
Gerçekten o inatçı, kaba ve de muhtemelen göbeğini de kaşıyan o İsce’li köylüyle, devamlı tüketen, insanların tüketmesi içinde reklamlar yapan ürettiği tek şey ahlaksızlık olan bize benzemezlerin oyu bir mi bu ülkede.
Rahmetlinin dediği gibi demeye çalışacağım.

VAH      VAAAAAH       VAAAAAAAAAAH    BENİM ÜLKEME.

22.07.2013

  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz