41. Dönem Pancar Alım Kampanyası Başladı.

41. Dönem Pancar Alım Kampanyası Başladı.

Bayram’da Büyük Acı: İki Gencimiz Trafik Kazasında Hayatını Kaybetti

Bayram’da Büyük Acı: İki Gencimiz Trafik Kazasında Hayatını Kaybetti

Değirmen, Aydın’ın yanında Akşenir’in Yeni Partisinde

Değirmen, Aydın’ın yanında Akşenir’in Yeni Partisinde

Milletvekili Özkaya’nın Çobanlar Ziyareti

Milletvekili Özkaya’nın Çobanlar Ziyareti

Milletvekili Parsak’ın Çobanlar Ziyareti

Milletvekili Parsak’ın Çobanlar Ziyareti

Düğünlerimiz
  • KenanÜzüm
    • Kenan Üzüm
    • kenanuzum@cobanlarhaber.com
    • 22 Eylül 2014 - 22:14:43

Aile, toplumun temel taşıdır. Aile kurumu sağlam olan toplumlar sorunlarını minimize ederler. Bireyin eğitildiği ilk ve en önemli kurumdur aile. Sevgi ve saygı bu kurumda talim edilir evvela. Yazılı olmayan görgü kuralları bu kurumda aktarılır genç nesile. Küçük çocuklar aile kurumunda tanışır dini uygulamalarla.Ahlak, aile içi terbiye ile geleceğe taşınır.İnsan nesli bu kurumda devam ettirilir.Yüce dinimiz İslam da büyük önem atfeder evliliğe. Kur’an-ı Kerim’de “Sizden bekar olan erkekleri, kölelerinizden salih olanları ve eşi olmayan kadınlarınızı evlendirin. Eğer onlar fakir iseler Allah, onları fazlından zengin kılar……..”(Nur 32)  Allah resulü (SAV)’de  şöyle buyurur. ”Evlilik benim sünnetimdir. Ohalde kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir. ”Evliliği teşvik eden çok sayıda hem ayet hem de hadis bulmak mümkündür.

Günümüzde de bu önemin bilindiği görünüyor. En azından öyle görünüyor. Her ne kadar evlilik dışı beraberliklerin sayısı çok az olsa da gerçekleştirilen evliliklerin önemli bir kısmı boşanmayla sonuçlanıyor. Bu konu başlı başına bir yazı konusu olabilir. Ben bu yazımda düğün merasimlerimizdeki lüzumsuz uygulamaları ve israfı konu etmek istiyorum.

Düğünlerimiz “Allah’ın emri, Resulünün sünnetiyle kızınızı oğlumuza istiyoruz.”diye gerçekleştirilen kız istemeyle başlar. Yine nikah “Allahın emri, Resulünün sünnetiyle ve aranızda anlaştığınız mihr ile ………………..hanımı eşliğe kabul ettin mi?” tarzındaki soruyla gerçekleşir. Kız istemeden gelin almaya kadar düğünün her aşamasında Allah’ın emrine ve Resulullahın sünnetine bir vurgu vardır. Evlilik bizim kültürümüzde dini bir olaydır. Dinin emri olan evliliği gerçekleştirirken dinin yasak ettiği israfı yaşamak çelişkidir.

İlçemizde düğünler üç gün sürer. Daha öncesindeki nişanı hatta büyük nişanı da katarsanız en az 5,6 günlük bir uygulamayı görürsünüz. Yüzlerce kişi davet edilir. Üç gün boyunca yemek verilir. 4-5 kişinin birlikte kaşık çaldığı kaplarda servis edilir yemekler. Yanınızdaki davetlinin elini yüzünü beğenmezseniz ya da yemek yeme tarzını adaba aykırı bulursanız aynı tasın içindeki çorbaya eliniz varmaz ve aç kalkarsınız masadan. Eğer düğüne geç varmışsanız çok zaman sizden önce masadan kalkan tanımadığınız birinin kaşığını almış olabilirsiniz. Kaşığı yıkatmak mı? Silmek için peçete bile bulamazsınız çok zaman. Demir masaların küfünü kapatmak üzere yapıştırılan gazete kâğıdının ucuna silmek zorunda kalırsınız. Elinize aldığınız ekmek dilimi, ya bir gün öncesinden kalmış olabilir. Ya da muhtemelen sizden önce birisi ucunu bölmüş hatta ısırmış olabilir. Yani düğünlerimizde hijyen hakgetire. Tabiiki hepsi böyle değil. Ama genellikle durum bundan ibaret.Evimizde eşimizin hazırladığı sofrada buna benzer eksikler olsa taframızdan geçilmez.Ama düğünlerde sorun etmeyiz.Sorun etmeyiz çünkü bizim yaptığımız ya da yapacağımız düğün de bundan farksızdır.Ya da –senin için çiğ tavuğu yerim-makamındayızdır düğün sahibi dostumuz için.  Düğünlerde düğün sahibi organizasyonla ilgilenir bir taraftan. Düğüne geldiğinizde hayırlı olsun dersiniz ama ayrılırken yüzünü göremezsiniz düğün sahibinin.Böylesi anlaşılır yine de.Bazı düğün sahipleri silah atmaktan misafirlerine vakit ayıramaz.

Düğünlerde çok zaman bazı dostlarımızı uzunca zamandan sonra ilk görürüz. Dünya meşakkatinden ve çalışmaktan fırsatımız olmamıştır görüşmeye. Vahşi kapitalizmin kırsal insanına etkisidir bu. Sohbet etmek isteriz. Hal hatır sormak falan. Veya hatıraları yad etmek isteriz. Ama konuşamayız bir türlü. Güya müzik sesi fırsat vermez. 50 metre uzağımızda çalan müzik sesi yanımızdaki insanın bağırarak konuşmasından daha yüksek volümdedir. İnsanlar konuşa konuşa anlaşır ama biz dostlarımızla sadece bakışırız düğünlerde. Ne zaman ki hoca Kur’an okuyup dua edecek, işte o zaman konuşmaya başlarız. Başka türlü fırsat yoktur.

Takı merasimine geçilir. Kimilerimiz bir şarjör kurşun atmıştır takı niyetine. Bunlar görevini yapmış olmanın iç huzuruyla oturduğu yerden izler merasimi. Bazılarımız da altın takmak zorunda hisseder kendini. Ya daha önce kendi düğününde takılan altının karşılığıdır. Ya da daha sonra yapacağı düğün için emanet takar altını. Ödünç etmek deriz buna. Ne kadar çok ödünç ederse o kadar çok altın takılır kendi düğününde. Yarış içindeyizdir bu konuda. Bazılarının ödüncü yoktur.Ödünç edilesi oğlu kızı da kalmamıştır artık. 10 dolar veya euroyla geçiştirir kına merasimini. Ödünç altın takmayı bir yere kadar anlarım da dolar ya da euro takanlara çok kızarım ben şahsen. Neden 10 TL, 20TL veya 50 TL takmazlar.Her  milletin kutsalları vardır. Bayrak, istiklal marşı, dini değerleri falan. Bana göre bir milletin para birimi de en az diğerleri kadar kutsaldır. Düğünde takı için Türk Lirası yerine ABD Dolarını tercih etmek kendi parana ihanettir bence. Kimimiz de avucumuza sıkıştırdığımız 10 TL veya 20 TL yi takmak yerine çaktırmadan damadın cebine bırakıveririz. En makbulü budur aslında. -Bana da aynını getirin- gibi bir beklenti yoktur. Samimidir. Belki azdır ama candan verilmiştir.

Düğünlerde evlenen gençler için alış veriş yapılır. Ülkemizin değişik yerlerinde değişik uygulamalar vardır. Bazı yerlerde -Yuvayı dişi kuş yapar.-atasözü gereği bütün masraf kız babasınadır. -Kız seni alan yaşadı- der damat düğünde. Bazı yörelerde kırışılır masraf. Kız tarafı yatak odasını temin ederken erkek tarafı oturma odasını alır. Bu biraz daha makuldür bence. Karşılıklı diretemezler o zaman şu marka olacak diye. Ama ilçemizde bütün masraf damat tarafınındır. Damadın babasına verilen liste, 20 yıl önce oğlum oldu diye sevinmiştin benimde kızım olduğunda haa, al öyleyse diye intikam alır niteliktedir.Bana kalırsa erkek çocuğa yaptığı pozitif ayrımcılığın sonucudur listede yazılanlar. Dokunmayın çeksin cezasını.

Uygulama davetliler için de bir yük. Üç gün işinden kalanlar oluyor. Her düğüne herkesin çağrıldığı ve çeşitli sebeplerle gitmek zorunda hissedildiği küçük bir çevre olunca üç günlük kaybın ne kadar büyük olduğu daha iyi anlaşılır sanırım. Kısadan 10 düğüne gitseniz 20-30 günlük bir mesai kaybı.

Çok şükür Mevla’m bana oğul da verdi kız da. Allah sizinkilere de benimkilere de uzun ve hayırlı ömür versin. Kızımı evlendirirken alınmasını istediklerimin listesini değil alabildiklerinin listesini isteyeceğim müstakbel dünürümden. Kalanlarını da ben temin edeceğim. Gücüm yettiği kadar masraf edeceğim israfa kaçmadan. Doğduğu günden beri nezdimde kıymetli ola kızımın kıymeti kocası evinde de artsın diye bunu yapacağım. Dünürümle yaşayacağımız eşya tartışması kızımın ve damadımın huzurunu bozmasın diye. Düğünden sonra gereksiz masrafla damadım dara düşmesin ve borç ödeme sıkıntısıyla saadetleri bozulmasın diye böyle yapacağım.

Oğlumu evlendirirken de bir günlük düğün. Kulakları patlatan müzik yerine misafirlerimin ailecek oturup sohbet edeceği huzur ortamı. Profesyonel insanların hazırlayıp servis edeceği yemek. Ailecek oturulmasına rağmen herkesin ayrı tabağı. Sadece birkaç saat sürecek, dostlarımı kendi işlerinden de alıkoymayacak yemek ve kına merasimi. Belki gelin alma ve konvoy bile olmadan. Abartmaya gerek yok hepsi o kadar. Bunun içi tercihe göre ve aşırıya kaçmadan doldurulabilir.

Silah atmak mı? Dediniz. Daha neler. Silah atmak gerçekten yasak olacak.

Ben böyle hayal ediyorum.Yörede uygulanana gelince. Siz bilirsiniz. Bu kadar masrafı ve de israfı kendi cebinizden yapıyorsunuz. Bana bir şey düşmez. Hani ne derler.

    DOKUNMAYIN SARHOŞA YIKILASIYA GİTSİN…………

  • Yorumla
KÖŞE YAZARLARI
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz